20 Eylül 2016 Salı

Raphael's Gift



Sevgili blogger ve blogger olmayan arkadaşlarım;
yeni post sayım için, fotoğraflardan da anlaşıldığı üzere cooklifemag ekibi ile çalıştık.

* * * * *
Şaka şaka, çalışmadık.
Ben kendi içimde çalıştım, çünkü içime cooklifemag ekibi girmişti.
Ancak ben kim, cooklifemag ekibi kimdi?

* * *

Aslında benim içime Eylül girmişti.

Eylül derken, ay olan yani manken olan değil. 
Gerçi o Barbara'ydı sanki.

Neyse...

Raphael'in bir Fransız olduğunu anlamayan kalmadı herhalde. Kaldıysa da doğru anlamış.

Lafı iyice dolandırdıktan sonra -ki bu kısmı baya eğlenceli- kafa karışıklığı iyidir çünkü.
* * * *
Hediyemin güzelliğinden bahsedebilirim. Yaklaşık iki ay önce Uludağ'a çıktığımız sırada yosunumsu bitkiden toplama fırsatım olmuştu.
Henüz sahip olamadığım, ancak sürekli hayran olduğum dikey bitkilerden mütevellit, bundan böyle bir obje yapacaktım.

Fakat önce Raphael'ciğime gitti.
Çünkü Raphael'ciğim bu çerçeveyi çok beğenmişti, bende hazır doğum günü gelmişken, içini biraz daha el emeği ile doldurup gönderdim.

Ya ne iyi yaptım. <3

Kendimi öpesim geldi.






Creative block'tan çıktığımı da dün çivi çakarken anladım. Gerçi onu da Raphael söylemişti ama olsun.

Çıkmıştım sonuçta...

Ancak karanlık akşamlar yine başlamıştı. Çünkü bildiğin kış geliyordu, kış demek az fotoğraf demekti.
Birde yoğun faturalar; ki bu kısım çok üzücü bence.

Neyse, Viyana'lardan başka tatlı bir arkadaşın gönderdiği birkaç şarkı ile postu kapatırken;

Raphael, iyi ki doğdun!

Guts - What Is Love

Kevin Morby - Slow Train


Read More

1 Ağustos 2016 Pazartesi

Green in Love


1  - 2


3  -  4


5  -  6



* * * * * *


Efendim baktım, deliriyorum.


Tek başıma olmaz, darılırlar vallahi dedim; azıcık sizi de delirteyim istedim.
Bilmiyorum ama kendimi şuan; mahalle düğünlerindeki, herkesi ortada görmek isteyen piyanistler gibi hissediyorum.

Sanmıyorum yeteceğini, ama olsun.
Vallahi, oynamayan evde kalsın.
Ya şimdi o öyle değildi, ama neyse.

URBAN JUNGLE BLOGGER olunca; -bu arada "oldum" denilince olunuyormuş- 

yeşile olan 50 milyon aşkım da bir değişiklik olmadı. 
Evet olmadı, ama yine de paylaşayım dedim.

Zaten üzgünüm bu aralar, işten eve gelince mutfakta pineklediğim 5-10 dakikalık süre zarfında -nedenini bilmeden- izlediğim "Gardrop Savaşları" sezon finaline girdi.

Yani hiç televizyon izlemeyen biri olarak, bana bunu çok görmeyin bence!?
Zaten neden izlediğimi de bilmiyordum, gerçi hala bilmiyorum.

Şimdi; "yeşille delirmeceler xD " adlı yazımın sonuna geldim.

 Herkese mutlu bir hafta ve ay dilerim!


Read More

27 Temmuz 2016 Çarşamba

Deri Saksı - Leather Pots / Aliexpress Maceram



Vallahi bir önceki postta; "bunu da bir sonraki postta anlatırım" dediğim ne varsa unutun.
Çünkü ben bunu, sırf önümüzdeki 15 postu merak edip, ilgiyle takip etmeniz için yaptım!

Evet yaptım, çünkü bu işin jargonu da böyleymiş.
Bende hazır tozutmuşum! Bari bırakında tadını çıkarayım. :)

Geçen posttan beri bir saksı muhabbetidir gidiyor, 
efendime söyleyeyim Justin'in gitar görselinden esinlenen Doğuş'un saksı olayı bile bu kadar sükse yaratmamıştır bence.

Ya da yaratmıştır, düşündümde kesin yaratmıştır. 
(Bizim medya sever abuk-subuk haberleri. :P )
Sonuçta onların Justin'i varsa bizim de Doğuş'umuz var?

Öhöm neyse ne diyordum, işte saksı aldıydım Ikea'dan. Artık duymayan kalmadı gerçi.

-Resmen eltisine hava atmak için, şekilden şekile dönen kadınlara döndüm.-

Aldıklarımı yerleştirince, gözüme evdeki bir kaç saksı takıldı.

-Sen 1 yıldır o saksıyla yanyana yaşa, git ikeadan 3,99'a saksı al. Sonra evdekilere gözün takılsın!-

Buda böyle bir ironi işte.

Neyse çakan şimşekler ve ortaya çıkan blogger ruhumdan mütevellit işe koyuldum.

İşe koyuldum derken, 4 gün sonra tabii. Öyle de bir rahatım işte.



Malzeme olarak 50*100 cm'lik bir yapay deri kullandım.
(Aslında kullanmak zorunda kaldım. Çünkü, elimde başka kalmamıştı. Bunu cool blogger'lığımı es geçerek itiraf ediyorum.)


İşe ilk olarak, 2'şer cmlik genişlikte boydan boya keserek başladım.
-Burada biraz çileye bağlıyorsunuz.
Ruh nasıl daralır, siz onu nasıl darlayabilirsiniz canlı kanlı bir öneği çıkıyor.-



Sonra saksının boyutunu esas alarak ve dört kenardan da eşit pay kalacak şekilde
yukarıda da görüldüğü gibi geçirdim.


Bir sonraki aşama, üstünden öreceğiniz kutuyu yapma kısmı oluyor.
Evde uygun ölçülerdeki bir kutu-kap vs varsa oda olur.
Ama benim saksı için, ben işe yarar bir şey bulamadım.


Kutuyu yapmak ve başlama - bitiş kısımlarını sabitlemek için, sıcak slikon kullandım.



Yeteri kadar ördüğünüzü düşündüğünüzde ya da benim gibi eldeki biten malzemeden mütevellit, olduğu kadar deyip yavaşca elden bırakıyorsunuz.

*İsterseniz içindeki kutuyla birlikte saksıya geçirip kullanın.
*İsterseniz de kutudan çıkarıp, iki yaşındaki bebeye don giydirir gibi saksıya giydirin.

-şahsen ben yavruma öyle geçirdim, birde ağır sıpa yapraklarını ağzıma soktu falan.-












15 m²'lik yatak odamın 10 m²'si bilumum bitkilerle dolu olsa da seviyorum n'yapayım?
Boşuna geçen postta jungle yazmadık yani.

Jungle Blogger Ersin.
Tenks gaysss.

"Özür diliyorum, ilk kez bir jungle blogger oluyorum. Çok pardon, çok rica ediyorum şapkamı biraz da siz takabilir misiniz?

Size onu verdim, bayrağı kime vereyim?"

Hop nereden nereye. Bak şimdi...

* * * * *

Aslında biraz uzun oldu, normal şartlarda burada kesmem gerekiyordu.

Ancak bu apliğin hikayesini anlatmam gerek! :D

Hikaye dediğimde öyle uzun uzadıya bir şey değil yani.

Bir Ceylan ve Aplik diyim siz anlarsanız. Anladınız değil mi?

Evet herkes anladı!?

* * * * *
Tamam cıvıtmadan anlatacağım şimdi; herkes bir yaslansın şöyle arkasına, çiçek olsun bakayım. Aferin kuzucuklarıma.

-Tamam, cıvıtmadan duramayacağım.-
İşte günlerden bir gün biri beni instagramdam mention'ladı. -böyle daha havalı oluyor da-

Bir baktım bir kadın, benim bundan önceki evimizdeki odam için yaptığım Ikea Expedit kitaplığımdan esinlenip, kendi de bir kitaplık yapmış.

-Bu arada baya baya Ikea reklamı yapıyorum, buradan Ikea TR'ye sesleniyorum, bana ve takipçilerime bir kaç bin dolarlık indirim versin.-

Gördüm baktım baya bir hoş, hatta onun tabiri ile aşşırı beğendim yani.

Sonra biz konuşuyoruz, kadının dili acayip eğlenceli - tabi o zaman blogger değildi- biz aşşırı sohbet ediyoruz.

Bana mutfak boyadığından bahsetti, bir kaç fotoğraf attı derken benim gözler kulplara takıldı.
Türkiye'de pek göremediğim sadece Ikea'da bir benzerinin iki tanesinin 19,99 TL olduğu kulplardı tabii.

Kendisi Aliexpress yaklaşık 1
 tane fiyatına 10 tane aldığını öğrenince; ben şok ben iptal minvalinde Aliexpress'e saldırdım.

-Ikea vermiş olduğu indirimi, burada geri aldı arkadaşlar.-

Ama n'yapaydım ya!?

Neyse, kulp ararken birde aydınlatmaya olan hayrani deliliğimden ötürü, bu apliği bulup aldım.

40,12 TL civarı olan bu aplik - dolar kuruna göre değişiklik gösterebilir-
sağ-salim kırılmadan ve 3 hafta süre içinde geldi.

Halbuki sipariş döneminde 59 gün falan diyordu, tabii ki o 59 gün bende 59*4 gün etkisi yaratıyordu ama olsundu.

Gelen siparişlerimden sonra, yaklaşık 37 tane daha sipariş verdim-verdik.

Bunlardan da 2 tanesi geldi, 35 taneyi de bekliyorum.
Her gün girip, kaç gün kalmış diye bakıyorum.
Öyle de bir obsesifim işte.

Buda böyle bir anımdı.


BEFORE


AFTER

-Gerçi before fotoğrafının, dağınık pis bir oda ve fotoğrafın siyah beyaz olması gerekiyordu ama siz idare edin.-


Bence baya tatlış oldu, sizce?
Read More

25 Temmuz 2016 Pazartesi

Jungle / Nezahat65 / Bir Ceylan




Bir jungle blogger edasıyla geri dönüp, ortalığı kasıp kavurmayı hedeflerken işler yine istediğim gibi gitmedi-gidemedi.
Gerçi tek darbeye uğrayan demokrasi değil, insanlığın ta kendisiydi a
ma orayı karıştırmayacağım tabii ki.

Tek bildiğim tüm insanlığın garip bir nöbetten geçtiği idi....

* * * * * * * * * * * * * * * *

Aslında genele baktığımızda, blogtan uzak durmamın nedenleri arasında tek sorun dünya ve ülkedeki kaos değil kendi içimizdeki -bıkkınlığın- zirvesiydi.
(Şey der mişim; bıkkınlığın zirvesinin güzelliği, hadi byeğğ)

Cıvıtmak gibi bir niyetim olmamasına rağmen, satırlarca yazıp cool'luğumu bozmadan bu postu sonlandırmak istiyorum. Ama biraz zor gibi, sence? Bence de.

Evet zor çünkü, milletçe sıyırık günler yaşadık-yaşıyoruz.
Gün geçmesin ki, tankı 5 dakika da öğrenip; 15 dakika da mahalledeki kızlara babasının arabasını kaçırmış ergenler gibi, hava atan amcalar çıkmasın.

Şimdi çok güzel şeyler yazıcam, ama öncelikle herkes bu videoyu izlesin.

Sonra gelsin.

* * * * * 
Geldiniz mi?

Yani "Bana mı soruyorsunuz?"

Bence izlemeden gelmeyin.
Geldiyseniz de yapacak bir şey yok.

Evet işte ne diyordum; haftalık rutin ziyaretlerimden biri olan; Ikea'ya gidince, nicedir gözüme kestirdiğim şirin saksılar 3,99 TL'ye düşmüştü.

Tabii ki kaçırmadım, üç tane aldım. İçine ne eksem diye düşünürken, iri kayım olan fotoğrafta da süzülen dörtlü kaktüsü aldım.
Kaktüsün 14,99 TL olması ve benim bunu 3,99 TL olan saksı için almam; çok akla-mantığa sığmasa da olsundu.

Ha birde, adını her seferinde unuttuğum marginata aldım.
Ondan da bir sonraki posta bahsedeceğim.
 
 * * * * *







Hayatta güzel şeyler de oluyordu tabii ki.
Örneğin; Instagram'da tanıştığım fikri ve eser güzelliklerine hayran kaldığım, Nezahat Hanım'ın tamamiyle el emeği olan bu seramik heykeli bana hediye etmesi gibi.

-Ben cümleyi kurarken yoruldum vallahi-

Ama nasıl dışa vursaydım ben bu güzelliği?
Benim mantelin, yüzyıllardır ayrılmaz parçasıymış gibi durmuyor mu?

Karşılıksız sevginin vuku bulmuş hali değildir de nedir?

Benim lisanım yetmiyor, ne mutluluğumu ne de güzelliğini anlatmaya ama siz anlayın işte.

N&D Tasarım'da baya güzel ürünleri var, bir bakın bence.



Bir de bu apliğin hikayesi var tabii, onu da bir daha ki postta anlatacağım.
Birden bire yüklenmeyelim, herkesin işi-gücü var.
Kimse mesaiyi benim blogta bitirsin istemez. Ha isteyenler de olabilir.

Ama siz önce bir ana olan Ceylan bacımın bloguna bir bakın.
Azıcık moral alın, keyiflenin.



Bak birde ben, blogger sorunlarından bahsedecektim. Oda kaldı mı sonraya?
Bilmiyorum susabilecek miyim?

Ama şimdilik böyle, umarım güzel bir hafta olur.
Hepinizi kokulu kokulu öpüyorum!




Read More

22 Haziran 2016 Çarşamba

Drip Coffee İst



Sınav maratonumun vermiş olduğu bıkkınlık ve daha nice ekşi duygulardan sonra, sınav sabahı güzel bir kahve ve bir dilim çikolatalı tartı hak etmiştim bence. Sizce?

Evet, sizinde kafanızı salladığınızı görüyor gibiyim. Sonuçta kim kendisini, çocuğunu çikolatadan mahrum bıraktı ki?
Birde sınav arefesi, gerçi çikolata tek başına değil; kuru meyve ve kuru yemişler ile beraber tüketilmeli kan şekerini düşürmemek için.

Ama olsundu, bir dilimden bir şey olmaz dedim ben ve bir güzel höpürdettim.
Teşekkürler Drip!

Ancak siz yine de daha sağlıklı bir odaklanma istiyorsanız; ceviz ve fındıktan vazgeçmeyin.
Her şeyin fazlası zarar, azı karar.

Ben buraya nereden geldim? Bilmiyorum!

İşte Drip diyordum, Asmalımescit'te pek tatlış bir mekan diyordum.
Çıkın çıkın gidin diyordum. (Gerçi onu Seda Ablamız diyordu, ama neyse.)

Öyle işte, buda böyle bir anımdı.
Neyse ki sınavım iyi geçti!
Güzel dileklerini yollayan herkese teşekkürü bir borç bilirim.
Şimdi Ramazan miskinliği ile, birazcık tembelim.
Biraz ayaklanıp, evimle ilgilensem.
Ali Express ganimetlerimi kullansam.
Siz de ben de baya bayılırız gibi.




























Ersin Bursa'lı ama hep İstanbul'u anlatıyor diyenleriniz var biliyorum.
Popüler kültür de değil, fakat öyle denk geliyor diyelim.

 * * * * * * * * * *

Bu arada, geçen Cihangir'de yaşanan kırkharami minvalindeki tatsızlıklar,
pazar günü Onur yürüyüşündeki engellenmeler.
Düşünüyorum, nereye kadar gidecek böyle?

Birde bu pazar günü yapılacak olan yürüyüşe, işid tarafından bir saldırı planlanıyormuş.
Bu da neyin rahatlığıysa...

Nasıl bir tahammülsüzlük, nasıl bir bencillik?
Cidden aklım almıyor.


* * * * *
Biraz alakasız olacak ama, herkese mutlu haftalar!



DripCoffeeİst
Asmali mescit Mahallesi General Yazgan sokak 9-A, 34430 Beyoğlu/İstanbul


Read More
Ifyouwanttobeall. Powered by Blogger.

Translate

Follow by Email

© 2011 IF YOU WANT TO BE, AllRightsReserved | Designed by ScreenWritersArena

Distributed by: free blogger templates 3d free download blog templates xml | lifehacker best vpn best vpn hong kong