29 Kasım 2016 Salı

DIY E / E Harfi Yapımı


Bazı projeleri ne ara yapıp ettiğimi bilmiyorum.

Eve geliyorum, ucundan tutup birazını hallediyorum. Dışarı çıkıp geliyorum, birazını daha.
Ertesi gün veya birkaç gün sonra ise kalanını hallediyorum.

Zamansızlığın için zaman yaratmak böyle oluyor çünkü.

-Hatta Çünkü Ceo'luluk.-


Bu "e" harfi, otobüs yolcu taşımacılığı yapan Nilüfer'e ait.
Benim çok sevgili arkadaşım, yolun kenarında görmüş.
Kendi baş harfini ve benim baş harfimi alıp, ortadan tüymüş.
Çünkü en az benim kadar takık. Teşekkürler.

İyi ki de alıp, tüymüş.


Bana verdiğinde, nasıl değerlendireceğimi ilk etapta bilemedim tabii ki.
Sonra yine dikey bahçeler ile kafayı yediğim için, bu doğrultuda değerlendirmek mantıklı geldi.

* * *
İlk etapta, kenar kısımlarını alttan çıkarıp üstüne yapıştırdım.
Ardından iki kat yeşil renge boyadım.
Ve üstüne, adını bilmediğim ve tüm stoklarımı bu harf için harcadığım bitkiyi ve bir kaç tane yapay sukulenti yapıştırdım.




Ve bitince manyadım.
Nasıl sevdim, nasıl sevdim bilmiyorum.

Patentini alıp, seri üretime geçesim geldi!









Kendi içinizde, kendinize de vakit ayırdığınız bir hafta dilerim.

Esenle kalın efendim.




Read More

24 Kasım 2016 Perşembe

Duvar Kilimi / Woven Wall Hanging


İki aydan, iki güne düşen post aralığından sonra devreler ne olur bilmiyorum.

* * *

Herkes gibi, dönem dönem hayran olduğum şeyler değişebiliyor.
Ancak bazı şeylere hep hayran olabiliyorum.
Yapmak istiyorum, zamanını bekliyorum.
Çünkü sahip olduğum enerji; sadece doğru zamanda yaparsam, doğru şeyler çıkarıyor.

Ki bu doğru zamanı asla bilemiyorum. Bazen haftalar, bazen ise aylar gerekebiliyor.
Bazen ise aynı gün düşünüp, başlayıp bitiriyorum.

* * *
Kendimi az çok tanıyorum, baya garibim bence.
Ama bu garipliği de seviyorum.

* * *





Yılın başlarında yaptığım tuğla duvar vardı, hatırlamayanlar için: link


İşte o duvarı beyaza boyadım, nicedir aklımda olan bu eylemi sonunda gerçekleştirebildim.

Aynı oranda ferahladım!

* * *

Geçen aylarda bizim alt katta minik bir tadilat vardı; bir kaç odanın parkeleri değişti, boya-badana ile birlikte oturma odasının duvarına tuğla duvar yapıldı.

-Yapılmadı, maaile toplaşıp yaptık!-

(Yine havalı olamadım. Sorry...)

Esra'nın odası ile, alt kattaki oturma odasının yerleri değişti.

Kız kardeşim, öğretmen olduğu ve önümüzdeki yaz evleneceği için onun odasını daha küçük oda olan, oturma odasına taşıdık.
Balkonu geniş, ancak evin en minik olan odası tam onun eşyalarına göre oldu.

Yine şehir dışına evleneceği için, gidip-geldiklerinde kalacakları odaları her zaman olacak.

İyi ki bu eve gelirken yatakları çift kişilik seçmişizin bir kanıtı daha, oleyy!

* * *

Yalnız ciddilikten camdan atladım şuan.

Thanks.

Aslında içim yine kıpır kıpır, ama sabahın donukluğundan mı benim gece kalkıp,
Charles & Ray Eames'ı youtube'ta eski sevgili misali search'lediğimden mi bilmiyorum bir ağırlık var üstümde.

Search dedim çünkü, yukarıdaki havasızlığım aşağılara inmesin istedim.






















Retro berjerim ise tam bir dönüşüm hikayesi!
Ve tabii ki tamamlayamadım.
Ancak bu hali bile o kadar tatmin etti ki, bir süre böyle kullanacağım kesin.


Mutlu - tıkırında bir hafta sonu dilerim!



Read More

21 Kasım 2016 Pazartesi

Sandalye Yenileme-Boyama / Chair Renovation-Painting



Blogger hastalığı adı altındaki taslak yazımda 1345. madde şöyle diyor;
"Proje yapmaktan çok sunmanın zorluğu."
Ve buna ek olarak benim alelacele sunum hazırlayamamam.
***
Geçen günlerde aile büyüklerimizden biri ardiyede unutulmuş eşyalarını, göndermek için heyecanlanıyordu ki; duityorself kişiliğim üç adet sandalyenin çöpe atılmasına engel oldu.

Kış ile birlikte gelen ve saat 18:30'da gece 00:00'ı anımsatan hava ile birlikte bir kaç hafta öylece yattık.

Baktım olmuyor, kenarda durdukça beni tırmalıyor, ben kendimi dağlara-taşlara vuruyorum, evlilik programlarına Bayhan talip olarak geliyor derken daha fazla duramadan zımpara yaparken buldum kendimi.

-Enerjisizliğimi Bayhan'a kadar uzattığıma göre siz anlayın.-




*Efendim, pas tutmuş ayaklar ile birlikte fırınlanmış siyah boyayı 220'lik zımpara ile iyice zımparaladım.

*Yeni boyanın kalkmayacağı kıvama geldiğinden emin olduktan sonra, zımparalamayı kesip bilumum renkler ile iki kat boyadım.

-EMİN OLAMADI.-

Ancak itiraf etmek gerekirse, en çok yeşilde uğraştım çünkü çizgisiz ombre boyamak istiyordum.
(O nasıl oluyor bilmiyorum ama Cool'luğumdan da bir şey kaybetmemişim.)

Fakat istediğim gibi bir geçiş olmadı, detaylı bakılınca alttaki kısmın üstte doğru açıldığı belli oluyor ama bu detay için, mikroskop falan gerek sanırım.

Ortaya çıkan görüntü içime sinmeyince, yapıştırdım bantları en tepeye uyguladığım tondan bu kısma da uyguladım.

Sonra, keşke bir kutu boya harcamadan önce bunu düşünseymişim dedim.

Sonra düşündüm ve "Neden halk beni bağrına basmadı" dedim.

Gerçi, onu Sevda Demirel demişti.

Neyse...

* * *

After falan demişim ama, oturacak yerleri es geçmişim.

Onu da bekleseydim bir iki ay daha geçerdi, çünkü ondan-ona atlayışım tam bir "Oğuz Yılmaz-Çekirge.mp3"

























Dreamcatcher ve minik şişeler doğum günü hediyesi olarak,  benraif blog ve instagramın sahibi Raif arkadaşımdan geldi.
Beni ne kadar havaya uçurduğunu Şehmuz gibi siz de nereden bileceksiniz?

* * *

Herkese mutlu bir hafta dileyip, bol bol şükrederek bugünü kapatayım bence!
Read More
Ifyouwanttobeall. Blogger tarafından desteklenmektedir.

Translate

Follow by Email

© 2011 IF YOU WANT TO BE, AllRightsReserved | Designed by ScreenWritersArena

Distributed by: free blogger templates 3d free download blog templates xml | lifehacker best vpn best vpn hong kong