30 Nisan 2015 Perşembe

El Yapımı Defter 4 / Handmade Notebook 4


Yine bir defter ve yine bol sevgi harmonisi...
O kadar net anladım ki -kendime özgü- bu defterleri yapmak gerçekten bana mutluluk veriyor! Birde sevdiklerine hediye etmek, o mutluluğu derinlerde daha da ölümsüzleştiriyor.

Hayatlarımıza o kadar çok insan giriyor ki, ancak bir kaçı sonsuza dek kalıyor.
Bir kaçı hayatına girer girmez, ikinci gün maaşını sorarken,
bir kaçı ortaya yüreğini koyuyor.

***
Kendim ile ilgili bas-bas bağırıp konuşmayı çok sevmesem de,
öyle merak edenler var ki artık yanıtsız bırakamadım.
Ben iç mimar değilim, geçen yıl İşletme bitirdim. Ve bir şirketin, muhasebe finans departmanında çalışıyorum.
Yarı ve tam zamanlı olarak toplamda 3,5 yıldır ait olmadığım bu mesleği yapıyorum.
Ancak insanın hayatta bazen çok fazla seçeneği olmuyor, bazı anlarda sadece önüne sunulanı en iyi şekilde yaşamaya çalışıyorsun. Çıkmazların oluyor, erteliyorsun sadece.
Bir çok şeye sessiz kalıyor, kendin olabildiğin anlarda çoğalıyorsun.
Başarılı olma dürtüsü içini kemirirken, umudu geleceğe atıyorsun.
 Öğrendiklerin-öğretilerin bir bütün olduğunda, gerçek seni hissediyorsun.

Evet henüz bir iç mimarlık diplomam yok, ancak gönlüm öyle titriyor ki bu işe, bazen ben bile inanamıyorum. Her şey diploma da değil tabii ki, ancak eğitimsiz de olmuyor.
Ama asıl eğitim, insanın kendisine sunduğu öğretiler bence.
Ve ben bu öğretileri öğrenip, çoktan sindirdim içime.
Velhasıl kelam, seneye iç mimarlık yetenek sınavına hazırlanmaya karar verdim son bir kaç aydır. Akabinde, sınavın seneye kaldıracağını duydum. Belirsizlik yine nüksetmişti.
Ve "ortaya yüreğini koyan" insanlar sayesinde bu kararın iptal olduğunu öğrendim. Her şey pat pat gitmedi tabii ki, sevinçler-üzüntüler ile geçen bir süreçti.

Sahildeki Ev'in sahibesi Sevgili Ayşegül bir
 postunda 
"Hayaller dükkanı" adlı bir yazısını paylaşmıştı. O yazı beni o kadar etkilemişti ki,
her şeyin bu kadar dibimde olduğunu bir kez daha hatırlatmıştı.

Bende o yazının altına;

"
Ayıla bayıla okudum, tekrar ve tekrar okudum. Ayşegül, en güzel yazın olmasına hiç şaşmadım biliyor musun? Tek geçerim ben bunu, her anlamda!
İki hafta önceydi, hayalim olan "iç mimarlığı" okumaya tam karar vermiştim(ki bu süreç, daha doğrusu kendim için bir şeyleri yapma sürecim bile uzunca bir dilimi kapsıyor). Seneye yetenek sınavına, -işten sonraki zamanlarımda- hazırlanıp, bir daha ki senede yeniden üniversite okumaya can atıyordum. Bir hafta önce, seneye yetenek sınavlarının kalkacağını ve aralarında da iç mimarlığın olduğunu duydum. Kime sorduysam, farklı bir cevap alamadım. Gerçekten çok üzüldüm... Vazgeçmedim, sadece yeniden belirsizliğe düştüm. Dönem dönem bende çok yazarım, ancak bu kez biraz daha ağırlık vermek istiyorum. Belli mi olur? Belki bir kaç yıl sonra, bu satırlara tekrar dönerim...
Çok iyi geldi bu yazı bana, sağ ol!"


...yazmıştım, üstünden bir kaç hafta sonra ise kararın iptal olduğunu öğrendim.Benim hayaller dükkanımda meyve vermeye başlamıştı.
Şimdi seneye yetenek sınavı için hazırlanacağım, olmadı bir daha ki sene yine deneyeceğim.
Bu satırlarda burada dursun dedim, kim bilir günün birinde hepsi gerçek olur.

***

Ha ne diyordum?
Defter... :)




*Bir gün sayfalar için uğraştım, diğer gün ise birleştirme, kapak ve dikim ile...

Daha önceki defterlerde yapım aşamalarından bol bol bahsetmiştim.

1-2-3 
(Öncekileri görmek için, rakamlara tıklamanız yeterli.)




 

Fotoğraflar bir çok şeyi anlatmıştır diye düşünerek, gönül rahatlığı ile söylüyorum ki
bu defter -yüreğini ortaya koyan- birine gitti.
Ancak bu kez cepleri ben doldurdum, fotoğraflar ve yazılar ile. :)

Defterin güzelce sayfalarını, arka kapağını çektim ancak gelin görün ki ön kısmı çekmeyi unuttum.

Hemen hediyeyi vereceğim için, acele ile çıkmıştım evden. Yolda fotoğraflara bakarken çekmediğimi anladım ve verdikten sonra cafe de ön kısmını da fotoğrafladım. :)

Hani olur da görüşemez isek, şimdiden herkese iyi hafta sonları!


Read More

27 Nisan 2015 Pazartesi

Ikea Ingo Masa Yenileme / Ikea Ingo Table Makeover


Geçen hafta sonu yapılan bu projeyi paylaşmak ancak bugüne kısmet imiş.
Hafta içi o kadar yoğundum ki, yorumları bile yanıtlayamadım.
Hafta sonu da, ilgilenmem gereken birileri olunca, bir şey yapamadım. :)
Ama söz en kısa zamanda, yanıtsız bırakmayacağım!

Bu kez dönüşüm, en yakın arkadaşımın evinden.
Kendisi bahar ile birlikte, bazı değişiklikler istiyordu.


Yemek masasının ham görüntüsünü sevsek de, üstündeki sararmalar ve kendisinin
hayal ettiği dekorasyonda fazla natürel kalması, değişim için yeterliydi.

Bir şeyler yapacaktık, ancak ne olacağını henüz kestirememiştik.
Uzunca bir mermer kestirip, olduğu gibi kaplamayı düşündük. Ancak yemek alanının boyutları, dar olduğu için bunu gerçekleştiremedik.

Koçtaş'ta gezerken bu karoları görünce, şimşekler çaktı ve boyutları hesaplayıp gerektiği kadarını aldık. :)


*Fayansları yapıştırmak için, soğuk slikon,
*Aralar içinde derz dolgusu satın aldık.

Cumartesi gecesi kendimizi dışarı attığımız için, ancak pazar günü tamamlayabildik. :)

 *Soğuk slikonu masaya sıkıp, fayansları yerleştirdik.

*Derz dolgusunu su ile hazırlayıp, çiğ beyaz olmaması için Polisan renklendirici ile renklendirdik.

 
*Sonra cetvel yardımı ile(biz evde ne varsa kullandığımız için), fayans aralarına derz dolgusunu enjekte ettik.


*En son aşama olarakta, ayak ve alt kısımlarını soba boyasını tinerle inceltip, iki kat uyguladık.
(Fotoğraftaki hali, ilk kat)












Bir değişim daha, öyle-öyle bitti. :)

Mutlu bir hafta olsun, keyifle geçecek!
Read More

15 Nisan 2015 Çarşamba

Daktilo ve Kutu Yenileme / Typewriters and Box Renovation


Masa yapımından önce başladığım bu işi ancak, masadan sonra tamamlayabildim.
Tamamladım tamamlamasına da, paylaşmak için bir türlü fırsat bulamadım.

Çalıştığım şirketin, insan kaynakları departmanındaki arkadaşım,
 bir gün elinde bu daktilo ile çıkageldi yanıma,
bende anlamsız bir gülümseme ile olayın ne olduğunu anlamaya çalıştım.
Evlerinde ciddi bir temizlik varmış ve kullanmadıkları eşyaları
veriyorlarmış, benim payıma da bu daktilo ve saklama kutusu düşmüş :)


Kutu ve daktilonun önceki hali böyleydi ve ne yapacağıma karar vermem gerekiyordu.
Daktiloyu iki gün şirkette bırakarak, her seferinde eve götürmeyi unutmayı başarmıştım. :)

Ardından bir kaç gün, ne yapabilirim düşünceleri ile geçtikten sonra.
İlk işim malzeme temini oldu.

Bunun için en gerekli olanı, bakır metalik sprey boya idi.

Onun dışında;
eski bir kemer ve çuval bezi birazda akrilik boya işimi gördü.

*Daktiloyu sprey boya ile komple boyamadan önce klavye kısmına sprey yardımı ile su sıktım.
(Su, boya bitiminden sonra nemli bir bezle alındıktan sonra, silik bir görünüm veriyor.)
Hem klavye kısmının okunması hemde genel ahengi bozmayacak metalik görünüm için, bu yöntem en ideali!



*Kutu içinde İngiliz bayrağı enstalasyonu çalıştım.

*Eski kemeri, ikiye ayrılıp iç kısımları görünecek şekilde slikon yardımıyla yapıştırdım.

*Akrilik boya ile kendimce efekt verdim.

*Çuval bezini de ince şeritler halinde kesip, yine sıcak slikon ile yapıştırdım.


*Sap kısmına da çuval bezini sardım.


Çalışma masamda sergi alanına dönüşüp, neredeyse çalışmayacak duruma geldi. :)
Ama beni rahatsız eden hiç bir şey yok!



* * * * * * * * * * * * * * *

Daktilo ve kutunun hikayesi dışında, geçen hafta çok güzel bir şey oldu!

Bir oturma/çalışma alanını baştan yarattım.

Öyle ki, ilk kez kendi evim dışında gerçekleştirdiğim, baştan aşağı bir projeydi.
Ev sahiplerinin, arzuları ve ihtiyaçları doğrultusunda baştan yenilendi her şey, öncelikle işe çizimle başladım. Çizim tam not alınca; badana, koltuk  yüz değişimi, evdeki mobilyaların uyarlamaları dışında, yeni mobilya alımı vs. derken geçen hafta içi benim için hem yoğun hemde mutlu geçti!


*Çalışma alanından bir bölüm.

Mutlu haftalar herkese!
Read More

7 Nisan 2015 Salı

Ev Yapımı Çalışma Masası / Homemade Desk


Öyle mi olsun, böyle mi yapsam derken sonunda çalışma masamı yapabildim!
Şuan nasıl bir mutluluk ki, içimde anlatamam.
Ustalık eserim mi desem, ne desem bilemedim? :)
Ama tek bildiğim; değdi.

Cumartesi günü malzeme temini ile geçti zamanım.
Gerek metroda, gerekse havalı muhitlerde elimde torna ayaklarla dolaştıktan sonra,

 cumartesiyi bir film ile bitirdim.

Pazar günü ise 14 saatlik bir çalışma sonunda, boya hariç olan kısmını hallettim.
Ki bu 14 saate, her türlü delinmeler ufak tefek yaralanmaları da sığdırmıştım ama olsun, ne demiştim; hepsine değdi. :)

Cumartesi gün ki planıma tek uymayan, arka kısımdı. Aslında orayı metal istiyordum. Ancak bulduğum demir doğrama ustasına, dikdörtgeni tarif edemediğim için vazgeçtim.

Ayaklar, benim tornacıdan. :)
Ahşaplar ise, ahşap ürünleri satan bir dükkandan.

*İlk etapta, öncelikle hepsini ölçülere göre dekupaj testeresi ile kestim.
*Ardından, en sevilmeyen iş olan zımpara kısmını hallettim.


*Önce arka "kitaplıklı ayak" bölmesini oluşturdum.
*Ardından ön ayakları ve masayı;
 kama, ahşap tutkalı ve köşe bağlantı elemanları ile monte ettim.

(Tabii bu montaj kısmında ablamın eşinin de emeği büyük. Sağ olsun, tornavida tutmayı bile eniştemden öğrendim desem, yeridir. )




Pazar akşamı hemen yerine yerleştirip, üstünü birde dizdim, sanki bir kaç ay sonra boyayacağım da. :))

Ertesi gün akşam nasıl oldu bilmiyorum.
 

Ahşap verniği tam olarak istediğimi karşılamayacağından, üst kısmını sulandırılmış antik eskitme boyası ile boyadım.
Kuruyunca rengi daha da açıldı ama, yeni rengi beni daha fazla mutlu etti.


*Alt kısmını da siyah akrilik boya ile boyadım.
*Henüz verniklemedim.



*Çekmece için, kafes telini ve krom kulbu bakır akrilik sprey boya ile boyadım.
*Zımba makinesi ile de çekmecenin ön kısmına telleri sabitledim.










Ve her şeyi ile içime sinen, yeni tasarımımın hikayesi de böyleydi!

(Daktilonun hikayesi de bir başka postta olsun.)

Mutlu haftalar!
Read More
Ifyouwanttobeall. Blogger tarafından desteklenmektedir.

Translate

Follow by Email

© 2011 IFYOUWANTTOBEALL - ERSİN DOĞAN , AllRightsReserved | Designed by ScreenWritersArena

Distributed by: free blogger templates 3d free download blog templates xml | lifehacker best vpn best vpn hong kong