7 Aralık 2015 Pazartesi

Alaçatı - Çeşme - İzmir


Hazır kış tam kendini göstermiş, kabanlar ve tir-tir titremeler havalarda uçuşurken,
yazdan ve yaz fotoğraflarından bahsetmenin zamanı gelmiş diye düşündüm.

Ne iyi etmişim değil mi?

Yaz dönemindeki tatillerimden biri de; Alaçatı - Çeşme - İzmir oldu.
Kısa süreli ve arkadaşımla gittiğim bu tatil, pek tabii eğlenceli geçti. :)


Biz birer sırt çantası eşliğinde tatili tamamladık. Biraz macera istiyorduk.
Hatta o nedenle Bla Bla Car uygulamasından yararlanıp gitmeyi düşünüyorduk.
Ancak saatler uymadı.

Nedir peki bu Bla Bla Car?
 Onların anlatımı ile;  aracında boş koltuklarıyla yolculuk yapan sürücülerle, aynı yöne gitmek isteyen yolcuları buluşturan, yolculuk paylaşım ağıdır. 
Evet hiç tanımadığımız birinin arabasına binip, İzmir'e kadar seyahat edecektik.
Otostopun daha modernize hali gibiydi, fiyatları da makuldü bu nedenle
 kulağa da hoş geliyordu. :)

( En azından benim için. )

Android ve ios uygulamaları da var. Online olarakta kullanılabiliyormuş. Biraz cesaret iyidir.


Biz yeni günün ilk saatlerinde otobüse binip, sabah İzmir-otogarda olmayı planladık.
Öyle de oldu.
İzmir otogarın o keşmekeş hali bizi biraz şaşırttı. İzmir değilde başka bir yer gibiymiş, hissi uyandırdı.

Ortogardan Alaçatı'ya direkt giden otobüslere bindik. Şehir merkezine 76 km'de bulunuyor. Ve 1 saat 15 dk sonra Alaçatı çarşıdaydık.
 Saat 7.30 civarı olduğu için ortalık bomboştu.






Kahvaltı yapmak için, nereye baktıysak; servisin daha açılmadığını öğrendik.
Bizde, bulduğumuz bilumum sanat eserleri arasında fotoğraflar çekildik.

İyi ki de sabah erken saatlerde gitmişiz dedik. Girmediğimiz sokak kalmadı.
Kahvaltı için, değirmenlerin hemen altındaki cafeye oturduk. Birer gözleme yedik, çay içtik.


Kalas ve kavanozlardan yapılan dış aydınlatmalara bayıldığımı söylememe gerek var mı?
 



Üstümüzü değiştirdik ve Sörf Plajına gitmek için minibüslere bindik.
Ama tabii, minibüsleri sorduğumuz bey amcadan güzel bir fırça yedik. :)
Sevgili Amca, bize neden Alaçatı'ya geldiğimizi, burada hiç bir şeyin olmadığını, para tuzağından ibaret olduğunu söyledi.
Biraz şaşırdık. Ancak o sevgili amca, buranın yerlisiydi. Ve köyün tatil destinasyonu haline gelmesinden fena rahatsızdı.

Şimdi hak vermemek elde değil, Bursa'nın Cumalıkızık köyünde de durum farklı değil. Bir kısım teyze evde yaptığı reçel kavanozlarını gözünüze sokarken, diğerleri de yapılan ziyaretlerden rahatsızlığını bakışlarıyla dile getiriyor.

Popülasyon kültürünün getiri ve götürüleri.

Profesyonel sörf eğitimlerinin de verildiği plajda akşamüstüne kadar vakit geçirdik.
Ardından minibüsümüze binip, yeniden çarşıya gittik.




Karnımız acıkınca da, bu şirin dekorasyona sahip Sinore Mutfak'ta mantı yedik.
Biraz daha rahatlayınca çarşı turuna devam ettik.








İmren Cafe'nin meşhur dondurmasından yedik. Minik hediyelerimizi aldık.
Ve ev yapımı limonatalar için tekrar Sinore Mutfak'a gittik.

Evet biz orayı baya sevdik!







Çarşı yolundaki, antikacıya uğrayıp. Küçük düğme ve broş aldık.

Akşamüstüne doğru, masalar hazırlanmıştı bile. Oturup akşam yemeğimizi yedik.

Sezonda ve rezervasyonsuz olduğumuz için kalacak yer bulamadık. :)
Malum, macera istiyorduk...

Bizde saat 24.00 gibi Çeşmeye gittik. Orada da zabıta sayesinde, kalacak bir pansiyon bulduk. Gece bilmem kaçtı. Duşumuzu alıp, üstümüzü değiştirip dışarı çıktık. 




Sahilde oturduk, hava alıp kafamıza göre mekan bulamayınca, pansiyona dönüp; yatıp-uyuduk. :)


Yine Çeşme sahildeki bir mekana gidip, serpme kahvaltı söyledik. Oldukça lezizdi.


Kahvaltı yaptıktan sonra, tavsiye edilen Altın Kum plajına gitmek için minibüse bindik.
Ancak plajı sevemedik ve geçerken gördüğümüz, aklımızın kaldığı Fly-inn beach'e gittik.

Ödenen giriş ücretinin içine bir içecekte dahildi. Ciddi sevdiğimiz bir yer oldu. Saat 19:30'a kadar buradaydık. Çünkü 20:00'da kapanıyordu ve herkes gitmek üzereydi. :)

Ardından Çeşme'ye dönüp sahildeki bir restaurantta oturup balık yedik ve kendimizi fasıla verdik.
Fasıla vermek nasıl oluyor demeyin, bence anladınız siz onu. :)

Gecenin yine bilmem kaç saatlerinde yola koyulup, İzmir otogara ulaştık.

Amacımız, bir pansiyon bulup gece dışarı çıkmaktı.
O nedenle Alsancak'a gidip, pansiyon bulacaktık.
Alsancak'a giden otobüsü bulduk, ancak tam binecekken Şoför indi.
Otobüs ne zaman kalkacak diye sorduğumda, cevabı;
"Kalktığı zaman." Olmuştu. Bizimle dalga mı geçiyordu, bilmiyorduk. Ama son otobüs bu olduğu için beklemekten başka şansımız yoktu.

Şoför 5 dk sonra üzerinde garip bir gülümseyle gelip; "Gıcık oldunuz bana dimi?" dedi.
Bir şey diyemedik. Çünkü biletimiz bile yoktu, bunu söylediğimizde önce yolculardan temin edip deyip çıkışmıştı.
Daha sonra da; "Neyse uğraşmayın, tatile gelmişsiniz." demişti. :)
Abi biraz gel-gitliydi. Ama yol boyu sohbet ettik, baya keyifliydi.

Alsancak'ta indikten sonra kordonun o uçsuz-bucaksız görüntüsü mest etti tabii.
Ancak o mest, uzun sürmedi.
Zabıta'ya pansiyon sorduğumuzda, bir kaç sokak tarif etti. Ancak çok dikkatli olmamız gerektiğini söyledi.
O kısmı çok anlayamamıştık. Çünkü İzmir'deydik gece 13:00'dı ve ne olabilirdi ki?

Sokağa girer girmez, sokakta oturan iki adam bizi yanına çağırdı. Ve fantazisel güdülerini anlattı.
Biz ne oluyor demeden, giderken bulduk kendimizi. Sarhoşluk bir başka kafa yapmıştı onlarda çünkü.
Ve küçük olarak tabir edilen otellerin hiç birinde yer bulamadık. Büfeciye pansiyon sorduğumuzda bize; "Pansiyonda kalacağınıza gidip sokakta yatın, daha güvenli." dedi.

Halbuki yatacağımız yoktu. Sadece çantalarımızı koyarız, dışarı çıkarız. Sabahta bir iki saat uyur, İzmir'i gezeriz diyorduk.

İzmir ne hale gelmiş diyerek, biraz üzülerek ve gerilerek devam ettik.
 
 Booking yönlendirmesiyle, Swiss otelin yanındaki bir otelde yer bulduk.
Ödediğimiz para bizim için çok gereksizdi. Hal-falan kalmamış gece 02.00 olmuştu.
Bizde yatıp uyuduk.  :)
Sabah kahvaltımızı edip, otelden ayrıldık. 



Saat kulesi'ne gidip oradan Kemeraltı Çarşısını gezdik. Birer kahvemizi içip, ünlü bir yer olarak addedilen Sevinç Pastanesi'ne gidip, börek ve tiramusu yedik. 

Açıkçası, mekanın görseli hayal kırıklığına uğratmıştı. Biz daha otantik bir yer bekliyorduk. Mekanın dekorasyonu, modern zamanın tek düzeliğine yenilmişti. Tatlarını sevdik ama.




Uzun kordon seyahatlerini yapıp, vapur ile Karşıyaka'ya geçtik. Bir kaç mekanda oturup, pizza yedik. :)

Karanlık çökünce, kordonda dolaşıp şarkı söyledik.

Yine gecenin bir vakti, otobüse binip evimize döndük.

Kısa zamanlı, çok hareketli ve daha anlatamadığım çok maceralı bir tatil oldu.

Mutlu bir hafta olsun! :)







25 yorum:

  1. oh ersin,
    içim gitti.izmir'i çok severim,fly-in demek hala popüler.kaç yıllar oldu ben gideli,kemeraltında tek başıma aylaklık yapmış,asansör'e gitmiştim,mario levi'nin evinin önünden geçmiş,çok keyif almıştım:)
    ne güzel gezmiş,ne güzel anlatmış,ne güzel fotoğraflamışsınız,
    teşekkürler

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. İzmir güzel cidden, asansör gün batımında iyiymiş. Ancak gün batımında başka yerdeydik. Gidemedik. Bir daha-kine artık. :)
      Çok teşekkür ederim. :)

      Sil
  2. Bin-in-gez-pansiyon ara- tekrar bin -in :)))
    Alaçatıyı sevdiysen bozcaadayı da mutlaka gör... Orayı daha çok seveceksin...
    Ama rezervasyon yaptırmayı unutma bu sefer bir pansiyondan :)))

    İzmir hakikaten garipleşti.... Her gittiğimde üzülüyorum haline...
    Halbuki orada yaşadığım sıralarda bir kadın olarak en ürkmeden gezdiğimiz yerdi bizim....
    Zamanın keşmekeşi orayı da vuruyor artık...
    Mutlu haftalar ♥

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Ahah o kadar da değil ya. :) Arada başka şeylerde yaptık. :P
      Ama bir dahakine, insan hayatında bu kadar yeter diyip. Rezervasyonsuz gitmem. :)

      Kordon hala öyleymiş, ancak Alsancak sokakları biraz garip. :)

      Sil
  3. Ankara'nın ayazında yazınızı ilgiyle okudum. Hafif karanlık havasıyla da fotoğraflarınız gerçekten ayrı bir mükemmel..Alaçatı'yı görmedim fakat İzmir'de askerlik yaptım. o Hep merak ettiğim, anlata anlata bitirilmeyen güya bir yüzü avrupa'ya dönük İzmir'i de hiç öyle bulmamıştım.))

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Vscocam sağolsun. Fotoğraflarımı onunla düzenliyordum, sanırım filtresiz daha iyi olacak. :)

      Teşekkür ederim!

      Sil
  4. I wish someday to visit those places!

    Have a wonderful new week :)
    http://beautyfollower.blogspot.gr/

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. I hope you will visit soon. :) Thanks you too...

      Sil
  5. Sen böyle anlatınca güzel de... Alaçatı'ya sezonda adımımı atmam birrr,gece Alsancakta dolaşmam ikiii,o kadar dolaşacağına bize geleydin yaz günü değil mi bir pike bir yastık ve tertemiz çarşaf verirdim ,Keşkül horlar ama onun dışında gayet konforludur bizim ev üççç!
    Kahvaltıyı birlikte yapardık dörrrt :)

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Gençliğimize verelim. Her şey yine de çok güzeldi. :) Bir daha kine, size de geliriz. Yolumuz düştüğünde bir kapımızın olması güzel, bizde de aynı şekilde. :)
      Keşkül'ü çok severim, beeş. :)

      Sil
  6. dışarıda bi ayaz ama yazın bi okadar sıcak içim ısındı. reçel kavanozları burnunuza sokan teyzelere hakikaten sesli güldüm. cumalıkızık çok istiyorum gitmeyi onunla ilgilide bi güzel yazı olsa ne yer nerde kalırızlı :) olmazmı

    bu arada tarzdın kardeşimmm (ığurkan tonlamasıyla )

    dün okuyup bugün yorum yapmamda ayrı bir tembellik:))

    sevgiler

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Hoş geldin yine. :) İstediğin zaman gel, başımızın üstünde yeriniz var.
      Teşekkür ederim boncuğum. Kocaman kalp. :)

      Sil
  7. Ersin çok güzel fotoğraflarla anlatmışsın maceranı. Alaçatı için söylenenleri şu yönde doğru buluyorum fiyatların uçukluğu, ama orada bir şey yok demek yanlış olur, güzel bir yer bana kalırsa. Ama daha sakin olsa daha harika olurdu. Bu bir furya işte, yarın Alaçatı gider başka bir yer gelir. Orada yaşayanlar da zaten bu halden memnun değiller. Karşıyakaya Alsancağa da geldiniz demek şahane. Vapur sefası da iyi gelmiştir. Güzel memleket İzmir. Ben oradayken de gel, gezeriz. Kemeraltına bayılıyorum, kızlarağasında kahve içmek keyifli,o ufak dükkanlardaki zenginliklerin içine dalmak bambaşka bir duygu ve eski yerler huzur veriyor. Alsancağı da seviyorum. Bakma, ben de ancak öğreniyorum İzmir'i. Hala yabancı tabi bana da ama kaybolmam:) Eskisine göre epey değişmiş. Teyzem geçen sene gelince çok şaşırmıştı ama İstanbul gibi bir karmaşa şehriyle huzur ve dinginlik açısından kıyas kabul etmez gibime geliyor. İzmir'de insanlar daha naif, candan ve samimi, o yüzden seviyorum ve keyifçiler:)
    Sen bol bol yaz bu gezme tozma günlerini. Valla bana iyi geliyor okumak. Fotoğraflar için de tebrikler çok güzel, içim açıldı bakarken.
    Sevgiler

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Tuğba'cım aslında "burada bir şey yok" kavramı tabii ki göreceli. Bizim hayran olduğumuz o sokaklar, kapılar ve daha niceleri; oradaki adam için her gün gördüğü, sıradanlıktan öte değil. Onun o nedenle öyle konuştuğunu düşünüyorum.
      Onun dışında bizde sevdik İzmir'i, biraz bodoslama atladık. :)
      Biraz daha programlı gitseydik, daha iyi olacaktı tabii.
      Desteğin için tekrar teşekkür ederim.
      Bunları duymak iyi geliyor.
      Benden de sevgiler!

      Sil
  8. bu güzel ve macera dolu kaçamağı bi solukta okudum:) sıcacık karelerin de kış günü içimi ısıttı..
    "alaçatı" bende bi yaz sezonu gidip bir daha sezonda gitmeme kararı alanlardanım. kalabalıkta boğulacağımı filan sanmıştım:)
    keyfinize sağlık..

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Sabahı çok güzeldi, kimse yok bomboş. Dilediğince, gez-takıl. :)
      Teşekkür ederim çok!

      Sil
  9. Henüz izmiri görmeden yaşamaya devam ediyorum fotoğraflar hafif melankoli içersede huzura adım adım

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Filtreden mi bu melankoli? Benim ruhum biraz bu yönde şekilleniyor. :)
      Ondan sanırım.
      Çok teşekkürler!

      Sil
  10. Kış hemen bitse yine yaz gelse... :)

    Sevgiler...

    YanıtlaSil
  11. İyi ettin tabi biz donarken, çok düşüncelisin :) İzmir otogarı çok bakımsız ve eski, kasaba otogarları gibi. İlk orayı görenlere "ayy İzmir İzmir dedikleri bu muymuş?" diye düşündürtür. Alaçatı'nın bu halinden şikayetçi olan yerlilerine o kadar hak veriyorum ki. Sezonda yürünecek yer yok. Küçük bir yer ve o kalabalığı kaldırmıyor haliyle. Ama fotoğraflar çok çok güzel tabi ki. Alsancak ise doğduğum, büyüdüğüm yer, Levantenler ve Yahudiler de çoktur. Kafeleri, barları güzeldir. Ama tam zıtlıklar abidesi, bilmeyene tekinsiz. Gündüz Nişantaşı rüyası gece o bahsettiğin ara sokaklar ise Tarlabaşı macerası yaşatır :) Madem bla bla carcı çıktın şu facebook grubuna da bir bak derim "interrail türkiye otostop" :)

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Monica'cım, senden bir şeyler öğrenmek beni pek mutlu ediyor.
      Dört kulak, beş göz; dinliyor, izliyorum seni. :)
      Otogardaki göçten arta kalanlar şaşırttı beni birazda. İzmir gibi değildi cidden.
      Alsancak güzel, levantenlerde öyle. :) Bknz; sen ve Patrizia.
      Bla bla carı deneyecektik, olmadı. Ama dediğin gruba bakacağım. :)

      Sil
    2. ay benzer şeyleri yazmışız Monica ile:)) Gezeceğin yeri bileceksin ;) Bir sonraki İzmir maceranda haberimiz olsun.

      Sil
  12. Bol fotoğraflı , zengin anlatımlı bir post:) Alaçatıya gidecek olursam mutlaka yeniden okuyacağım :)

    YanıtlaSil
  13. Ersin selam,
    Yazacak çok şey var aslında bu yazı üzerine ama ilk aklıma gelenleri yazacağım..

    Ben İzmir'den Antalya'ya göçeli 10 sene oldu..10 sene önce 30'lu yaşlarının başında genç bir kadın olarak gece rahat rahat dışarı çıkardım, sabaha karşı tek başıma taksi ile çok rahat eve dönebilirdim..Ama artık öyle değilmiş..hükümetin mülteci politikası en çok İzmir'i vurdu, oraya gönderilen Suriyelinin haddi hesabı yok, şu an ciddi bir nüfus oluşturdular İzmir'de..bir de geçen tartışma programlarından birinde çok yerinde bir tespit yaptı bir sosyolog "büyüdükleri şehirdeki baskıdan bıkıp Özgür İzmir'e taşınanların sayısı hiç te az değil"..şu an en çok göç alan şehirlerin başında Antalya ve İzmir ilk sıralarda..Antalya bile benim 10 sene önce taşındığım Antalya değil, trafik arttı, emlak fiyatları arttı, nüfus arttı..
    İşte bu sebepten, Alsancak, Göztepe, Bornova, Buca, Karşıyaka gibi semtlerde oturan gerçek İzmirliler yavaştan Balçova, Güzelbahçe, Urla, Çeşmealtı, Seferihisar hatta -pek te şehir merkezine yakın sayılmaz- Çeşme gibi ilçelere taşınmaya başladılar..bugün ben de İzmir'e dönecek olsam, sanırım şehir içinde oturmam..

    Alaçatı'ya gelince..en yakın dostlarımdan biri Alaçatı Pazarı'nın orada yaşıyor. Eşi de Çeşme'de çok ünlü bir gece kulübünün işletmecisi, aynı zamanda restoran sahibi..onlarla biraraya geldiğimde sık sık Alaçatı'nın en güzel zamanlarının Eylül sonundan Mayıs başına kadar oldupunu söylüyorlar..haksız da sayılmazlar..geçen Ağustos ailemi ziyaret için İzmir'e gittiğimde Çeşme'de yaşayan abime de uğradım..oradan da Alaçatı'ya bizim çocukların yanına geçtim..geçmez olaydım..kalabalıktan sokağa çıkamadık..hemen birşeyler alıp eve kaçtık, yemeğimizi evde yaptık, bahçede nefis zamanlar geçirdik..ama sokakta hem hırpalanıyorsun, hem de kazıklanıyorsun, acı ama gerçek bu..Alaçatı bu hale gelmiş..bir de neye kızıyorum biliyor musun..Fransa'nın güneyinde meşhur Provence bölgesi vardır, Alaçatı'yı çakma Provence haline getirmişler..ne gerek var abi? Çeşme'nin zaten damla sakızı, enginarı, kurabiyesi, lavantası, envai çeşit otları, vs. var..neden kendimize has birşey üretemiyoruz? minibüsçü amca pek te haksız sayılmaz senin anlayacağın :)

    Sevinç Pastanesi'ne ne yazık ki tadilat yapmışlar..eskiden bildiğin eski püskü bir pastaneydi, zannımca o demodeliği daha güzeldi (severim demode yerleri)..karşısında Fil Pizza vardı, o bile yenilmiş zamana, kapanmış..

    Yani diyeceğim şu ki, bir İzmirli zaten gece o saatte nerelerde gezeceğini, nerelerde gezmeyeceğini bilir..yazın da mecbur olmadıkça -çünkü İzmir'de arkadaşlık ilişkileri çok kuvvetlidir, arkadaş için kalkar gidersin icabında- Alaçatı'ya gitmez..bir daha gideceğin zaman bize haber ver Ersinnnm, seni yönlendiririz icabında :) hem belli mi olur, bakarsın Ayşe önümüzdeki zamanlarda İzmir'e dönmüş olur, yemeğinizi o hazırlar, güzel de kahve yapar ;)

    Sevgiler,


    YanıtlaSil

Ifyouwanttobeall. Blogger tarafından desteklenmektedir.

Translate

Follow by Email

© 2011 IFYOUWANTTOBEALL - ERSİN DOĞAN , AllRightsReserved | Designed by ScreenWritersArena

Distributed by: free blogger templates 3d free download blog templates xml | lifehacker best vpn best vpn hong kong